ÜYE GİRİŞİ ÜYE OLMAK İÇİN ALTTAKİ LİNK İ TIKLA
-
-
ERSAĞ RESMİ WEP SİTESİ DEĞİLDİR
-
-
RESMİ ERSAG WEP SİTESİ DEĞİLDİR
-
TARSUS




( 1900 yıllarında ki kayda göre ) Kentin, 31 camisi, 19 medresesi 2 tekkesi, çeşitli dinsel topluluklara bağlı 5 kilisesi, ( 2007 de ise 1 kilise vardır ) 1 bedesteni, 10 hanı, 2 hamamı 24 okulu, 7 değirmeni ve 6 pamuk fabrikası vardır. Tarsus, Namrun ve Gülek nahiyeleriyle 180 köyden oluşur. Tüm nüfusu 41606' dır ( 2007 Genel Sayımına göre 229.921 ) Nüfus'a Sahiptir.
Ali Cevad ise Tarsus' u Şöyle Anlatır : Kazanın Kusdemir, Kusun, Canip şehir, Namrun, Ulaş, Gülek ve Tekeler aslı 7 nahiyesi ve 161 köyü vardır. Kazanın tüm nüfusu 40410 dur. Mersin 1888' de Adana' ya bağlı bir sancak olunca Tarsus' ta bunun tek kazası olarak yönetsel durumunu korudu. I. Dünya Savaşı sonrasında Fransız işgaline uğrayan Tarsus da buna bağlı bir ilçe merkez durumuna geldi.






Coğrafi Konumu:
İçelin doğusunda yer alan Tarsus, ilin en büyük ilçesidir.Doğuda Pozantı ve Karaisalı (Adana), Batı da Mersin, Ulukışla (Niğde), Ereğli (Konya) ilçeleri, güneyde Akdeniz ile çevrilidir.
Tarsus, ülke güneyinde, Akdeniz bölgesi'nde, içel iline bağlı bir ilçe merkezidir.İçel ili, Akdeniz bölgesi'inin, Çukurova bölümünün batısında yer alır.32,56 ve 35 derece 11 derece doğu boylamları ile 37 derece 01 derece kuzey enlemleri arasın da bulunan il doğu Akdeniz havzası'nın büyük bir bölümünü kaplar.15.803 km2' lik yüzölçümüyle Türkiye topraklarının %2 sini kaplayan il, doğudan Adana, kuzey doğudan Niğde, kuzey ve kuzeybatıdan Konya, batıdan Antalya ile çevrelenmiş durumdadır.

Güneyden Akdeniz ile kuşatılmış bulunan il, kuzeyden Batı ve Orta Toros dağları'nın yüksek plato ve zirveleriylei Anadolu'nun iç kesimlerinden ayrılmaktadır. 1990 yılı nüfusu 1.266.995 kişi olan ilin merkez ilçe dahil; anamur, Aydıncık, Bozyazı, Çamlıyayla, Erdemli, Gülnar, Mut, Silifke ve Tarsus olmak üzere ilçe sayısı 9' dur.
Tarsus merkez ilçeden sonra ilde nüfusça en kalabalık ilçe durumundadır. Nüfus yoğunluğu olarak km2' ye il genelinde 80 kişi düşerken, bu merkez ilçede 309 kişi, Tarsus' ta 144 kişi yi bulmaktadır.
Tarsus; ilin doğusunda konumlanırken, batısında merkez ilçe kuzeybatısında Çamlıyayla ilçesi, doğusunda Adana ili, kuzeyinde Niğde ili ile çevrilidir.

ST. PAUL KİLİSESİ
Şehrin güneyinde Ulu Cami Semti'nde bulunan ve Aziz Paul'a adanan bu kilise, 1993 yılında koruma altına alınarak, Anıt Müze olarak hizmet vermektedir. Kilisenin kuzey doğu köşesinde çan kulesi yer almaktadır. Tavanın merkezinde Hz. İsa, Yohannes, Mattios, Marcos ve Lucas'ın freskleri bulunmaktadır. Orta nefte yer alan pencerenin iki yanında bir manzara ve melek tasvirleri yer alır. 1992-93 yıllarında Aziz Paul Kilisesi'nde Vatikan tarafından "Aziz Paul Sempozyumu ve Ayini" düzenlenmiştir. Hıristiyanlar, Aziz Paul Anıt Müzesi'ni düzenli olarak hac amaçlı olarak ziyaret etmektedirler.
ST. PAUL KUYUSU
Kızılmurat Mahallesi'nde, Cumhuriyet Alanı'nın yaklaşık 300 m. kadar kuzeyinde öteden beri Aziz Paul'un evinin yeri olarak kabul edilen bir avluda bulunan kuyunun Aziz Paul adına yapıldığı bilinmektedir. Tarihi açıdan zengin geçmişi olan kuyu ve yakın çevresi günümüzde koruma altına alınmış, detaylı arkeolojik araştırmalar yapılmıştır. Bu araştırmalar sonucunda, Aziz Paul Kuyusu ve çevresinin Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemi kültür katlarını verdiği tespit edilmiştir. Aziz. Paul Kuyusu'ndan çıkan suyun şifalı olduğuna inanan turistler, burayı hac amaçlı olarak da ziyaret edilmektedir. Hz. İsa'nın 12 Havarisinden biri olarak kabul edilen Aziz Paul, ilk kiliselerin kurucusu olup, Tarsus'ta doğmuştur.





Tarihi belgelerde, Kentin giriş ve çıkışı, Kale veya Sur kapısı olan, Denize bakan tarafta olmasından dolayı ismi Deniz kapısı denilmiştir. Yakın tarihe kadar Deniz kapısı diye bilinen, Tarsus kale kapısı, şuan ismi, Kleopatra Kapısı ( kancık kapı) diye bilinen şehrin en eski kalıntıları olan tarihi yapı halen mevcuttur. Ayrıca ünlü coğrafyacı Strabon I.Ö.I. yy da Tarsus'daki kültür yaşamı hakkında oldukça ayrıntılı geniş bilgiler vermektedir. Strabon, birçok filozof,dil bilgini ve şairlerin Tarsus'da yaşadığını, onların kültür hayatına olan etkilerini, her konuda büyük bir gelişme içindeki Tarsus'un bir bilim ve üniversite kenti olduğunu, halkın felsefeye ve diğer bilim dallarına büyük ilgi gösterdiğini ve bunları öğrenmeye istekli olduklarını; Tarsus’un bu konuda İskenderiye ve Atina'yı geçtiğini yazmaktadır. Strabon'dan, Tarsus'da eğitim görenlerin yerli halktan olduğunu ve yabancıların nadir olarak geldiğini, eğitimini bitirenlerin bir kısmının yabancı ülkelere giderek orada eğitimlerine devam ettiklerini öğreniyoruz.

Ayrıca Tarsus'da stoik filozoflardan Antipator, Arhedemos, Nestor, Athenedoros kentleri dolaşarak okul açan Phutiades ve Diogenes,edebiyatçılardan Artemidoros ve Diodoros, Diony-sides'in yaşadığını yazar. Strabon Tarsus hakkında verdiği bilgilerin sonunda Roma kenti, Tarsuslu alimleri iyi ispat edebilir; Roma, Tarsus gerek İskenderiye'den gelen bu gibi alimlerle dolu olduğunu belirtir. Bu bilgilerden Tarsus'un ticaret kenti özelliği yanında kültür ve üniversiteler kenti de olduğunu ayrıntıları da, görmüş oluyoruz. Tarsus'da Romalı komutan Antonius döneminde antik bilim adamlarının yazdıkları büyük kitaplar toplanarak, 200.000 ciltlik, dünyada eşi bulunmayan bir kütüphane oluşturulmuştur. Tarsus'daki üniversitede, Atina ve İskenderiye üniversitelerinden daha da ünlü idi. Tarsus'da bulunan yazılı kitabelerde, buranın özgür bir kent olduğu yazılıdır. Tarsus' un tarihi, Müslümanlığın ortaya çıkışından kısa süre sonra, hareketli bir aşamaya girdi. Tarsus, Ebu Musa el-Eş'ari komutasında, Miladi 639 Hicri 17 ci, Yılında Müslümanlar Tarafından Feth edilmesi ile, Bizanslılardan Müslümanların eline geçmiş oldu.
ULU CAMİİ

Daha önce, Ebu Ubeyde bin Cerrah, komutasında, Bizans ordusunu ile yapılan savaşta yenerek Tarsus kentini İslâm Topraklarına katmıştı. Sonraki yıllarda Emevi ve Abbasiler dönemlerinde de, Tarsus el değiştirmeler oldu ise de yine, Bizans Ordusu, Müslümanları Savaşta yenemeyeceğini anlayınca, bir daha gelmemek üzere tüm halkını alarak Tarsus’u terk etmişlerdir. Bizanslılar Tarsus’u terk ederken geride harabe bir kent olarak bırakmıştır. Müslümanlar yıkılan, harabe olan yerleri imar ederek başka kentlerden insanlar getirilerek, Tarsus’a yerleştirilmiştir. Abbasi Halifelerinden, bu gün Ulu Cami’de kabri bulunan Memun döneminde, Çok büyük İlmi çalışmalar yapmıştır. Dini ilimler de Tefsir, Hadis, Fıkıh gibi ilimler okutulurken, Edebiyat, Felsefe ve diğer Fen ilimlerinden Tıp, Eczacılık, Astronomi, Fizik, Kimya, Matematik, gibi çalışmalarda bulunulmuştur. Onuncu yüz yıla varıldığında, Tarsus’ta 100 civarında Muhaddis ( hadis alimi ) olmuştur. Tarsus’ta bu yıllarda, sayılan Ev’ler 34 bin olduğu yazılmaktadır. ( yüksek nüfusa sahip olduğu görülüyor ).
M.S. 965 te Bizanslılara geçen Tarsus bu dönemde Antakya Prensliğine bağlandı. Anadolu Selçuklu devleti kurucusu, Süleyman Kutalmış hicri 475, MS. 1082 de, almıştır. . Bir süre sonra yeniden Bizans' ın,


Meşhur Evliya Çelebi diye bilinen gezgin, 1671 yılında Tarsus'a gelmiş ve eserinde,Tarsus hakkında şu bilgileri vermektedir:"........... Tarsus kalesi bir düzlük üzerinde, denizden bir saat uzaklıkta, daire biçiminde olup Halife Memnun yapısıdır. Çevresi 500 adım, iki kat sağlam bir kaledir. Tümüyle hendekle çevrilidir. Kalenin içinde üstü toprak damlı evlerle dolu üç mahalle vardır. Kalenin üç kapısı batıda iskele, ( deniz kapısı ) doğuda Adana, ( demir kapı ) kuzeyde Bağ kapıları vardır. Mevcut 15 cami içinde Eski Cami hicretten 300 yıl önce yapılmış, kiliseden bozma bir yapı var. Kitabında yazmaktadır. Yine Ünlü Osmanlı döneminde yaşamış Kaptan Coğrafyacı, Haritacı Piri Reis yazdığı kitab-ı, Kitab-ı Bahriye isimli eserinin dördüncü cildinde, Tarsus'la ilgili kayıdında Tarsusla ilgili şunları yazar, “...Tarsus deniz kenarından üç mil kadar içerde ova üzerinde kurulmuş bir kasabadır. Önünden Tarsus Çayı akar”.. Tarsus Çayı Berdan ırmağı, Önceleri Romalı komutan Antonis’in şehrin dışarısından akıntıyı verinceye kadar, Tarsus’un, alt tarafında olan alana akardı, adı Reğma veya Aynaz gölü olarak bilinir. Bu gün Gözlü kule diye bilinen Tarihi yerde Liman olarak kullanılıyordu. Denize kadar da geniş bir şekilde bağlantısı bulunmaktaydı.
Denizden gelen gemiler bu yolla Tarsus’a kadar gelip gidiyordu. Ondokuzuncu yüz yılın ortalarına kadar, Tarsus ticaret merkezi olarak bilinirken, şuan Berdan ırmağı olan deniz yolu olarak kullanılıyordu. Daha sonraları ise bu deniz yolu kapatıldı. 1832 de Osmanlı güçlerini yenen mısırlı İbrahim paşa, Adana ve çevresini ele geçirdi.
